Anasayfa Anasayfa Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Gündeme Dair Analizler | Sayı 81

Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Gündeme Dair Analizler | Sayı 81

16 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Alparslan Kuytul Hocaefendi 5 Ocak 2018 tarihli tefsir dersi sonrası, “Erdoğan’ın Bulgaristan Başbakanı ile birlikte İstanbul Balat’ta gerçekleştireceği kilise açılışını” değerlendirdi.

İSLAMİ KONFERANSA İZİN VERMEYEN AKP KİLİSE AÇILIŞI YAPIYOR

Bizim konferans yapmamıza izin vermeyen AKP, kilise açılışı yapıyor. Hatırlarsanız daha evvel AKP Şişli İlçe Başkanlığı da Hristiyan bayramı olan Üzüm Bayramı’nda üzümler hazırlayıp kiliseye göndermişti. Şimdi de Cumhurbaşkanı kilise açılışı yapıyor. Bizim konferanslarımızı engelliyorlar, kiliseleri açıyorlar. Kıyamet günü görüşeceğiz. Bir de İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kilisenin restorasyonu için 15 milyon lira yardım etmiş. Biz burada halka hizmet veriyoruz değil mi? Bize bir kuruş vermeyenler, aksine engelleyenler, kilise için 15 milyon yardım yapıyorlar. “Din ayrı, siyaset ayrı” diyor ve her şeyi caiz görüyorlar. Kıyamet gününde Allah ayırmayacak ve devletin kanunlarına göre değil kendi kitabına göre hepimizi hesaba çekecek.

Bazıları “Efendim, devlet başkanı, devletin başı olduğu için cami de açar kilise de açar” diyorlar. Bazıları da “Efendim, Osmanlı’da da kiliseler vardı” diyorlar. Osmanlı’da Hristiyanlar kendi yaptıkları kiliselerde ibadet ediyorlardı. İslam buna karışmaz. Elbette İslam’da din özgürlüğü vardır. Ama kilise yapamayız, bu caiz değil. Kiliseye müsaade etmek, orada Hristiyanların ibadet etmesine imkân tanımak başka bir şey, onlara kilise yapmak başka bir şey. Ayrıca İstanbul Belediyesi acaba kaç tane camiye 15 milyon lira yardım etti? Böyle bir yardım ve açılış caiz olamaz çünkü orada yarın Allah’a ortak koşacaklar, Hz. İsa’ya Allah’ın oğlu diyecekler ve ona tapacaklar, şirk günahını işleyecekler. Siz buna nasıl yardım edersiniz?

İSLAM’DA KİLİSEYE İZİN VERİLİR, PARA VERİLMEZ

Kiliselere izin vermek başka, onlara para harcamak ve açılışını yapmak başka bir şeydir. Peygamberimiz kilise, havra yapmadı, maddi yardımda bulunmadı ve açılışlarını da yapmadı, var olana müsaade etti. Peygamberimiz onların üzüm bayramına üzüm de göndermedi. Ölçüyü kaçırmışlar, helal-haram yok, kimseye bir şey sordukları da yok. Her şeyi bildiklerini zannediyorlar.

Birisi kalkıp “Avrupa devlet yetkilileri de bazen cami açılışı yapıyor, ne var bunda” diyebilir. Böyle düşünenler bilmelidir ki biz yapacaklarımızı onların yaptıklarına göre ayarlayamayız. Onların ne yaptığından bize ne… Biz Müslümanız ve İslam’ın ölçülerine uymak zorundayız.

Şirk mi daha büyük günahtır, içki mi? Şirk daha büyük günahtır, öyle değil mi? Peki, gazinoya para yardımı yapmak caiz olur mu? Hayır. O halde gazinoya para vermek caiz değilse kiliseye vermek hiç caiz değildir. Gazinodaki haram, kilisedeki ise şirktir ve şirk içkiden daha büyük bir haramdır.

Kendilerini Avrupa’ya sevdirebilmek için ve “Aman Hristiyan dünyası son olaylardan ötürü Türkiye’ye tepki göstermesin, hemen bir kilise açalım da gözlerine girelim” diye düşünüyor olabilirler. Ara düzeltmek için yapıyorlarsa başka yollar bulmalıdırlar.

Alparslan Kuytul Hocaefendi iptal edilen Mersin Konferansı yerine, 29 Aralık 2017 tarihinde Mersin İl Temsilciliğinde tefsir dersi gerçekleştirdi. Tefsir dersinin ardından kendisine yöneltilen soruları cevaplandıran Hocaefendi “Son çıkan KHK ile hükümetin 15 Temmuz benzeri olaylarda halka olayı bastırma hakkı tanımasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Hükümet böyle bir KHK’yı neden çıkarmış olabilir?” sorusuna verdiği cevapta şu konulara değindi:

BU KHK’NIN 15 TEMMUZ’LA SINIRLI OLDUĞUNA İNANMIYORUM

Cumhurbaşkanı bu KHK’nın sadece 15 Temmuz’la sınırlı olduğunu söyledi ama kullanılan ifadenin muğlak olduğu bir gerçek… Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de bu KHK’nın muğlak olduğunu, yarınlarda başkaları tarafından başka türlü anlaşılabileceğini, ifadelerin her türlü yoruma açık olduğunu bir tweet ile ilan etti. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere AKP’liler kendisine tepki gösterdiler. Ama bu kadar insan “Bu KHK muğlak ifadelerle yazılmış, böyle yazılmamalı” diyorsa bunu neden dikkate alıp da ifadeleri değiştirmiyorlar? Bence bile bile değiştirmiyorlar. Yarın bunu kullanacaklar. Bu KHK’nın sadece 15 Temmuz’la sınırlı olduğuna inanmıyorum.

KHK’daki ifade “yalnız 15 Temmuz’la alakalı” olmadığını gösteriyor. Çünkü “15 Temmuz ve devamı niteliğinde olan” şeklinde bir ifade geçmektedir. Eğer sadece 15 Temmuz’la alakalıysa o zaman; “15 Temmuz’da darbecilere karşı sokağa çıkan, darbeyi durdurmaya çalışan kimseler mahkeme edilmezler” diye yazılmalıydı. Neden muğlak ifadeler yazıyorlar? Hem 15 Temmuz’da da suç işleyenler olabilir. Neden hepsini masum duruma getiriyorlar?

Yarın halk pahalılığı protesto etmek için bir eylem yapacak olsa bazı kimseler hemen silaha sarılıp ‘bunlar 15 Temmuz’un devamı’ diyebilir ve bu KHK’ya güvenip saldırabilir. Önüne gelen sivilleri, askeri-polisi veya birbirlerini bile öldürebilirler. Mesele darbeleri engellemek ise bu devletin askeri, polisi yok mu? Neden bu iş halka bırakılıyor? Güvenlik konusu halkın işi midir? Darbecilere karşı halk pompalı tüfekle mi mücadele verecek? Tanklara, uçaklara, helikopterlere karşı tabancayla mı savaşacak? Orduya ve Emniyet teşkilatına hiç mi güvenemiyorlar? Bu kadar eğitimli, disiplinli ve maaşlı güvenlik güçlerine güvenmiyorlar da disiplinsiz, eğitimsiz ve ne yapacağı belli olmayan halka mı güveniyorlar? Birçok insan bu KHK’ya bakıp “Mısır diktatörü Sisi nasıl ki orada kendine karşı gelen kimselere karşı ‘baltacılar’ diye bir güruh meydana getirmişti ve bu güruh orada halkı katletmişti. Türkiye’de de sanki böyle bir güruh hazırlanmış ve bu KHK ile onlara kanunen yol veriliyor” diye düşünecek ve bundan rahatsız olacaktır.

BU KHK SADECE 15 TEMMUZ OLAYLARI İÇİN OLSA BİLE YİNE DE CAİZ DEĞİLDİR

Bu KHK sadece 15 Temmuz’da darbeye karşı gelenlerin mahkeme edilmemesi için olsa bile yine de caiz görülemez. Çünkü mesela diyelim ki halkına kurşun sıkmamış ve “Bizi tatbikat var diyerek kışladan çıkardılar, bizi aldattılar, biz darbeci değiliz” diyen masum bir askeri öldürmüş olan birisi neden mahkeme olmasın? Darbeden birkaç gün sonra 1200 askerin mahkemeler tarafından serbest bırakılması suçsuz askerlerin olduğunun en büyük delilidir. Darbeye karşı sokağa çıkıp protesto edenler elbette ki değerlidir ve suçsuzdur. Ama ya masum askerleri öldürenler, onlar suçsuz görülebilir mi?

Devlet Bahçeli o zamanki konuşmasında “Bir Mehmetçiğin başını kesmişler, birini köprüden aşağı atmışlar, bazılarının elbiselerini soyup dövmüşler ve aşağılamışlar, bu olur mu?” diyordu. Belki de Mehmetçiğin darbeden haberi bile yok. Hepimiz askerlik yapmadık mı? Askerin komutanına itaat ettiğini bilmiyorlar mı? Komutan yürü der asker yürür, asker nereye ve ne için gittiğini bilemez. Tuttuğu masum bir Mehmetçiğin kafasını kesmiş canilere nasıl olur da hesap sorulmaz? Silahını bırakıp teslim olan o askerlerin darbeci olduğunu nerden bildiler de idam ettiler. Bunlar hâkim mi, cellat mı? Nerden buldular o silahları ve hemen gelip askerleri öldürdüler? Kimden talimat aldılar? Nereye bağlılar? Bunların hesabı sorulmayacak mı?

Askeri neden soyuyorlar? Bu yakışır mı? Amerikan askerleri bizim askerlerimizin başına çuval geçirmişti, bunu hâlâ konuşuyoruz. Herkesin gözü önünde bazı askerleri çok kötü dövdüler. Bu askerin darbeci olduğunu nerden biliyorsunuz? Siz tutun, teslim edin, darbeci ise yargı gereken cezayı versin. Bu KHK suç işleyenlerin hepsini kurtardı. Bu KHK, benzeri yeni bir olay daha olursa böyle davrananları yine kurtaracaktır.

Sonra devlet idamı kaldırdığı halde yetkisi olmayan birileri askeri, polisi idam ediyor. Bu doğru olabilir mi? Böylelerine “Sen kimsin de askeri idam ettin” denmiyor. Böyleleri bu KHK ile mahkemeden nasıl kurtarılır? Bu KHK, benzeri kötü olaylara yol vermektedir. Dolayısıyla değiştirilmelidir.

  • Haber-Yorum | Sayı 87

    TÜRKİYE HABERLERİ SEÇİM SONUÇLARI VE SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ Yüksek Seçim Kurulu 24 HaziranR…
  • Haber-Yorum | Sayı 86

    TÜRKİYE HABERLERİ İTTİFAKLAR SEÇİMİ 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçim…
  • Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Gündeme Dair Analizler | Sayı 84

    Bildiğiniz gibi 2011 yılının Mart ayında Suriye’de olaylar başladığından beri bu işin yanl…
  • 84.Sayımız Çıktı| Furkan Nesli Dergisi

    İçinde bulunduğumuz mübarek üç aylar vesilesi ile ümmetimizin kurtulması, İslam Medeniyeti…
  • Zindandan Mehmed’e Mektup | Sayı 83

    Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta! Baba katiliyle baban bir safta! Bir de geri adam, boyn…
  • Haber – Yorum | Sayı 83

    TÜRKİYE YİNE YANLIŞ YAPMIŞIZ! Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan yaptığı açıklamalarda, kendi ifa…
Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Başyazarımız İçin Sen De Al Kalemi Eline!

Furkan Nesli Dergisi Olarak; okurlarımıza, dergimizin başyazarı olan Alparslan Kuytul Hoca…