Anasayfa Bölümler Sayılar Dünya ve Ahiret (Sayı 81) ‘Her Şeye Rağmen…’ Demeye Var Mısın? | Sayı 81

‘Her Şeye Rağmen…’ Demeye Var Mısın? | Sayı 81

14 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Rağmencilik bir kültürdür, tavırdır, dünya görüşüdür. Rağmenizm, başarının ideolojisidir. Bazıları rağmenci doğar, bazıları da sonradan öğrenir.

Engeller, imtihan için gönderildiğimiz dünya hayatının olmazsa olmaz bir parçasıdır. Maddi veya manevi birçok engelle sınanırız ki ömrümüz boyunca karşımıza engel çıkmadığı bir alan nerdeyse yoktur. Ne olduğumuzun ortaya çıkmasını, ne kadar yükseleceğimizi, kazananlardan mı yoksa takılıp kaybedenlerden mi olacağımızı belirleyici rol oynarlar. Ve bütün insanlar, engeller karşısındaki tavırlarına göre ikiye ayrılırlar: “Saydıcı”lar ve “Rağmenci”ler

Bir hedefe doğru yürürken herhangi bir engelle karşılaştığında, o engeli aşıp sonuca nasıl gidebileceğini düşünenlere rağmenci, o engel olmasaydı ya da şartlar başka türlü olsaydı neler yapacaklarını anlatıp duranlara ise saydıcı deriz.

Rağmenciler; önlerine çıkan zorlu engellere ve ellerindeki yetersiz imkânlara rağmen hedeflerine ulaşan, en azından bunun için yılmadan çaba gösterenlerdir. Saydıcılar ise engelleri aşarak sonuç almak yerine bol bol söylenme ve suçlama üretenlerdir. Hemen hemen her toplumda çoğunluktadır, ama azgelişmiş toplumlarda oranları çok daha fazladır.

Saydıcılar başarılı olmak isterler ama engellerle karşılaşmak istemezler! Yaygın bir deyişle: “Cennete gitmek isterler ama ölmek istemezler!” Onların bu tutumu çok mantıksız bir harekettir. Şöyle ki, eğer yürüdüğünüz yolun üzerinde hiçbir engel olmazsa, herkes o yolun sonuna kadar gidebileceği için, o yolun sonuna kadar gitmek başarı değeri taşımaz. Bu yüzden saydıcıların engelsiz yol beklentisi çocukça ve gülünçtür.

RAĞMENİZM BAŞARININ İDEOLOJİSİDİR

Saydıcılar, nasıl başarılı olabileceklerini düşünmekten daha çok, neden başarılı olamadıklarını açıklamaya kafa yorarlar. Hep bir başarısızlık savunması halindedirler. Eylemci değil söylemci, daha doğrusu söylenmecidirler! Kafaları mazeret bulma merkezi gibi çalışır; başarısız oldukları için iyi mazeretler bulurlar, iyi mazeretler buldukları için başarısız olurlar! Benjamin Franklin’in dediği gibi: “İyi mazeretler bulmayı başaranların başka bir işi başardıkları nadiren görülür!” Profesyonel bir saydıcının, bin dereden argüman getirip bir işi neden başaramadığını açıklama yeteneği göz kamaştırıcıdır. Yetişkin bir saydıcının hazırlıksız dahi olsa üç saniye içinde nasıl mazeret üretebildiği “İsviçreli bilim adamları”nca araştırılmaktadır. Rağmenciler ise sorunun değil çözümün parçası olmayı seçmiştir. Hayatı engelli maraton gibi görürler. “Bu şartlarda ve şimdi, elimden gelenin en iyisini yaparak sonuca nasıl gidebilirim?” diye düşünürler. Rağmencilik bir kültürdür, tavırdır, dünya görüşüdür. Rağmenizm, başarının ideolojisidir. Bazıları rağmenci doğar, bazıları da sonradan öğrenir.

Saydıcılar el arabası gibidir, ancak iterseniz ilerler. Rağmenciler ise gücünü içinden alır. Dış destek gelmese de, içten ürettikleri güçle bir şeyler yapmaya çalışırlar. İşler kötü gittiğinde çabalarını iki kat arttırırlar. Aştıkları her engelde kendilerini ve fikirlerini büyütürler. Mücadeleden kaçmazlar!

Kıdemli bir rağmenci kendi iç alkışıyla ilerlemeyi öğrenmiş insandır; takdir edilmemesine rağmen idealini tüm gücüyle takip eder, yeteneği görülmese de, başarısı övülmese de “davasına inanmış bir insan” teslimiyeti içinde yoluna devam eder.

Saydıcılık anlayışının bir diğer sebebi de özgüven eksikliğidir. Kişi kendine yeteri kadar güvenmeyince “zaten yapamayacaktım, zaten olmayacaktı” algısı meydana gelir. Öncelikle bunun kırılması, rağmencilik yolunda atılan ilk adımdır.

Özgüven neyi yapıp neyi yapamayacağımızı doğru kestirebilmektir. İdeal olan hedefimiz ve sonuçlarımıza göre bir karar vermektir. “Okunu, hedefinin iki metre ilerisine düşüren de iki metre gerisine düşüren de başarısızdır.” Yani özgüvenin aşırılığı da azlığı da sorun yaratır.

GENELLEME ÖZGÜVENİ ÇÖKERTİR

Başarısızlığı içsel yerine dışsal faktörlere bağlamak özgüven kaybını azaltabiliyor. Ancak bu yolu çok fazla kullanmamak gerekir; çünkü sebebi sürekli dışarda aramak kişinin sorumluluk duygusunu zayıflatabilir. Bu yaklaşım belki moralinizi korur ama mantığınızı zayıflatıp aynı şeyi tekrar tekrar yaşamanıza neden olur. Benzer şekilde başarısızlığın kalıcı değil geçici olduğunu düşünmek de özgüven kaybının daha az olmasını sağlıyor. Buna karşın “sadece o işte” başarısız olduğunu düşünmeyip, başarısızlığı genellemek özgüveni çökertiyor.

Özgüveni en fazla sarsan şey yanlış ve yıkıcı kıyaslamalardır. Yıkıcı kıyaslama bazen dıştan bazen içten yapılır. Kendimizi bizden tamamen farklı yapıdaki biriyle karşılaştırırsak özgüvenimiz gereksiz yere sarsılır. Her insan bir gün sınırlarıyla yüzleşmek durumunda kalır. Bu nedenle gücünün sınırını bilme ve yönetme şekli bir sanattır. Bunun için daima kendi yapınızı ve yeteneklerinizi izleyin, fabrika ayarlarınızı keşfetmeye, sonuçlarınızı ölçmeye çalışın. Sınırlarınızı sürekli genişletecek kadar cesur, potansiyelinizde hiç olmayanı kabullenecek kadar bilge olun.
Kritik bir bilgi daha: neyi yapıp neyi yapamayacağınızı, hakkınızdaki kararlarınızı, duygusal olarak zayıf ve kafanızın karışık olduğu anlarda değil, mantıklı güçlü ve duru düşünebildiğiniz zamanlarınızda verin.*

HER BİRİMİZ BULUNDUĞUMUZ HER YERDE

Ve özet olarak; İslam davasının unutulduğu, ümmetimizin kan ağladığı ve her türlü çirkefin serbest olduğu şu dönemde; başarıya olan bakış açımızı yeniden yapılandırıp, saydıcılık anlayışından kurtulup, rağmencilerimizin sayısını çoğaltarak daha çok faaliyet yapan bir kitle haline gelebiliriz. Toplumu ıslah etmek, mesuliyet duygusu kazandırmak ve en önemlisi vazifemizi hatırlamak için saydıcılıktan rağmencliğe bir an önce geçmeliyiz. Gayret eden, davet vazifesini üstlenen, her türlü zorlukları aşmaya azmetmiş hakiki Müslümanların sayısı çoğalmalıdır. Her birimiz bulunduğumuz yerde İslam’ı her engele rağmen yayma mücadelesi vermeliyiz.

Her birimiz gayret gösteren ama başarıyı Allah’tan bekleyen,

Mücadele veren ama samimiyetle dua etmeyi de unutmayan,

Ve HER ŞEYE RAĞMEN,

TÜM ENGELLERE RAĞMEN; çaresiz bırakılmış topluma çare olmaya çalışan davetçiler olmalıyız.

O HALDE SEN DE; “HER ŞEYE RAĞMEN BEN DE VARIM” DEMEYE VARMISIN?

Rabbim! Şüphesiz ki sen az amele çok sevap verensin. Bizim de az amellerimizi merhametinle değerlendir. Bizleri de bu lütuftan mahrum bırakma…

Kaynak


*Mümin Sekman’ın “Her Şey Seninle Başlar” adlı kitabından derleme yapılmıştır.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Yönetici
Kategoriden Daha Fazla: Dünya ve Ahiret (Sayı 81)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

CAHİLLİK VE BİLGELİK ATEŞİ | Kıssa |Sayı 90

Eski zamanlarda dünyanın ıssız bir köşesindeki bir adada birbirlerinden habersiz dört ayrı…