Anasayfa Bölümler Akaid Son Peygamber ve O’na İmanın İhtivası (Sayı 28)

Son Peygamber ve O’na İmanın İhtivası (Sayı 28)

16 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Nübüvvet; Allah’ın yeryüzüne müdahalesi ve özgün bir eğitimidir. Fedakâr ve cefakâr eğitmenler ise onca eziyet ve zulme hatta ölümle sonuçlanan talim ve terbiye çalışmalarına karşılık hiçbir ücret istemeden görevlerini son nefese kadar yürüten neferlerdir. Hayatlarını insanlığın kurtuluşu için adamış olan adanmışlardır onlar. Çünkü onlar en dirençli, en sadık, en kararlı dava adamlarıdırlar. Davalarına olan inançları köklü ve derindir. Onlar müjdelerle gelmişler ve korkutarak davetlerini sürdürmüşlerdir. Nübüvvetin son halkası olan Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile yeniden açılmıştı ilahî pencere ve Yüce Rabbimiz son kez müdahale etmişti insanlık tarihine…

Her inanç esasına imanın gerçekleşmesi için bir takım şartlar olduğu gibi peygamberlere imanın da şartları vardır. Allah Azze ve Celle, imana giriş olan Kelime-i Tevhid’in ilk halkasında kendisine imanı, ikinci halkasında ise Peygambere imanı istemiştir. Kur’an’da birçok ayette Allah Azze ve Celle’ye imanın yanında Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e iman da emredilmiştir. “Allah, sizin hepinizi gaibe vakıf kılacak da değildir. Fakat O, Rasullerinden dilediğini seçer. O halde Allah’a ve Rasulüne iman edin. Eğer iman eder, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız size büyük mükâfat vardır.”1

İnsanlığın bir türlü kabullenemediği nokta, Allah’a iman ettiği gibi Allah’ın peygamberlerine de iman etmektir. Yüce Rabbimiz tüm insanları, gönderdiği elçilere uymakla ve onlara itaat etmekle sorumlu tutmuştur. Çünkü elçiler, Allah Azze ve Celle’nin hoşnut olacağı hayat modelini yaşayarak insanlığa sunan rehberlerdir. Geçmiş ümmetlerden birçok kavim peygamberlerinin değerini anlayamadılar. Esasında Allah’a itaat etmek istemeyenler, Peygambere itaati de gereksiz gördüler. Oysa Peygambere itaat, Allah’a itaat gibi mutlak bir itaattir. Aynı zamanda her şeyi vesilelere bağlayan Allah Azze ve Celle, yeryüzüne yapacağı müdahaleyi peygamberleri eli ile yapmaktadır. Peygambere itaat edilmediği sürece, peygamberin vazifesini yerine getirmesi mümkün değildir.

Bu sebeple imanla beraber itaat de farz kılınmıştır. “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a ve Rasulüne götürün (onların talimatına göre halledin). Bu hem hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir.”2 Müminlerin aralarında çekişip durdukları konularda hükmü Hz. Peygambere bırakmaları, Allah’a ve ahiret gününe inanmakla eş değer tutulmaktadır. Bu ayeti tefsir ederken Ebu’s Suud şunları söylemektedir: “Bu ayet gereğince şer’i hükümler üçtür: Kitap ile sabit olanlar, sünnet ile sabit olanlar bir de bu iki ana kaynağa irca ile sabit olanlar.”

Her ne kadar ‘Peygambere itaat etmek’ demek aslında Allah’a itaat etmek demekse de, yüce Allah bu ayetlerin devamında; “Biz her peygamberi, Allah’ın izni ile kendisine itaat edilmesi için gönderdik”3 buyurmaktadır. Buna göre peygambere itaat etmeyi yasalaştıran bizzat Allah olmuştur. Çünkü Peygambere itaat etmek ile Allah’a itaat etmek arasında farklı anlamlar vardır. Buna göre insanlar, Allah Azze ve Celle’nin hem vahye ilişkin açıklamaları hem de ortaya koyduğu hükümleri gereğince Peygambere itaat etmekle yükümlüdürler. “Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin” ifadesinde “itaat edin” emrinin tekrarlanmasını gerektiren sebep de budur. İmam Şafiî de bu ayetin yorumunda şunları söylemiştir: “Ayette geçen ‘itaat’ kelimesinin Allah için olduğu gibi, Hz. Peygamber için de ayrıca tekrarlanması, O’nun Kur’an’ın dışında yaptığı emir ve yasaklarına karşı da itaat etmenin gereğine işaret etmek içindir. ‘Sizden olan emir sahiplerine de’ ifadesinde görüldüğü üzere, emir sahipleri için ayrıca bir ‘itaat’ kelimesinin kullanılmaması, aksine cümle içerisinde (atıf yoluyla) Allah ve Rasulüne karşı yapılması istenen itaate tâbi kılınarak ifade edilmesi, onlara yapılacak itaatin mutlak olmayıp, Allah’ın kitabı ve elçisinin sünnetine uyma şartına bağlı olduğunu göstermek içindir.”4

İtaat gibi Peygambere ittiba etmek de imanın gereğidir. “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın.”5 Ehl-i Kitap, Efendimiz Hz.Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in peygamberliğini kabul ediyorlar fakat Araplara gönderilmiştir diyerek ona ittiba etmeyi reddediyorlardı. İttibayı kabul etmedikleri için imanları geçersiz sayılmıştır. Bu hususta İbn Kayyım el-Cevzi ‘Zâdü’l Meâd’ adlı eserinde şöyle der: “Siyer kitaplarına ve sağlam kaynaklara göz attığımızda Ehl-i Kitap’tan ve müşriklerden birçoklarının Rasulullah’ın peygamberliğine ve onun doğruluğuna şehadet ettiklerini görürüz. Fakat bu şehadet hiçbir zaman onların müslüman olmaları için kâfi gelmedi. Bundan anlaşılıyor ki; İslam bu şehadetin de ötesinde bir iştir. O, sadece mücerret bilgiden ibaret değildir. Sadece bilgi ve sadece ikrar müslümanı ifade etmez. Aksine İslam; hem bilgidir hem ikrardır hem inkiyaddır; hem zahiri hem bâtınî bütün azalarıyla din-i ilahiyeye teslimiyettir, itaattir.” Seyyid Kutup ise Allah’a muhabbeti olduğunu iddia ettiği halde, Rasulünün göstermiş olduğu yola sulûk etmeyen kimsenin davasında yalancı olduğunu söyler.

Peygamber’e iman ettiğini söyleyen bazı kimseler; “Ey Rasulüm! Sana düşen sadece tebliğ etmektir”6 ayetini yanlış yorumlayarak, Hz. Peygamber’i yetkisiz bir peygamber ve sadece bir postacı olarak görmek istediler. Oysaki Hz. Peygamber’in görevi sadece tebliğ ile sınırlı değildir. Allah Azze ve Celle, Hz. Peygamber’e izaha muhtaç ayetleri beyan etme yetkisi verdiği gibi onun hakemliği ve verdiği hükümlerin kabulünü de vurgulu bir şekilde şart kılarak, bunu imanın gereklerinden saymıştır. Bu durumda onun Kur’an dışında hüküm koyma yetkisine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Elbette ki, onun verdiği hükümler hiç şüphesiz vahyin kontrolü altındadır. Onun ‘zelle’ denilen bazı küçük hataları dahi vahiy ile tamamen düzeltilmiş ve ikaz edilmiştir. Bu yüzden onun verdiği hükümlerin tamamı vahyin tasdikinden geçmiş olan hükümlerdir.

“Hayır, Rabbin hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça inanmış olmazlar.”7 İnsanların aralarındaki ihtilafları Peygambere getirmedikçe ve onun verdiği hükme tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça imanlarının geçersizliği yemin ile pekiştirilmektedir.

Kur’an ve sünnet birbirlerini tamamlayan bir bütünün iki ayrılmaz parçalarıdır. Kur’an; usulde kendisine müracat edilen birinci, sünnet ise onu izah eden, tatbikini öğreten ikinci kaynaktır. Bu hususta iman edenlerin tavrı Hz. Peygamberi bir Şâri (hüküm koyan) ve Hakim olarak kabul etmek olmuştur. “Elçinin aralarında hükmetmesi için Allah’a ve elçisine çağrıldıkları zaman inananların sözü ancak; ‘İşittik ve itaat ettik’ demeleridir.”8

Allah Rasulünün verdiği hükme razı olunması Yüce Rabbimiz tarafından istenmekte ve bu durum Allah’a ve ahiret gününe inanmakla irtibatlandırılmaktadır. Ayet-i kerimede ifade olan “Allah’a çağrılmak”, Kur’an’a; “Rasule çağrılmak” da sünnete çağrılmak demektir. Abdullah ibn Mesud, kendisine döğme yapma ve kaş tüyleri gibi vücudun bazı tüylerini alma yasağının Kur’an’da olmadığını söyleyen kadına: “Rasul size neyi getirdi ise onu alın, ona tutunun; sizi neyden nehyetti ise ondan kaçının”9 ayetini okuyarak Peygambere imanın neleri ihtiva ettiğini kısa ve öz olarak ifade etmiştir.

1) Âl-i İmran, 179

2) Nisa, 59

3) Nisa, 64

4) Şafiî, er-Risâle, 79-80

5) Âl-i İmran, 31

6) Nahl, 82

7) Nisa, 65

8) Nur, 51

9) Haşr, 7

  • Ramazan Ayı Neden Bu Kadar Kıymetlidir? | Sayı 85

    Ramazan, Kamerî aylardan adı Kur’an’da geçen tek aydır.1 İslam’ın beş temel esasından biri…
  • Haber – Yorum | Sayı 85

    TÜRKİYE ERDOĞAN: LAİKLİĞİN TEMİNATIYIZ Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyi…
  • The Need For Revelation By Humans | Sayı 85

    Glory be to Almighty Allah, the creator, who trained His slaves with the revelations he se…
  • حاجةُ الإنسانِ إلى الوحي | Sayı 85

    الحمدُ للهِ الخالقِ الذي ربَّى عبادَهُ بالوحي المُرسَلِ ، والصلاةُ والسلامُ على رسولِنا ال…
  • Mazlumun Ahı | Sayı 85

    Horasan valisi Abdullah bin Tâhir, çok adil biriydi. Askerleri birkaç hırsız yakalamış, va…
  • Sizden Gelenler | Sayı 85

    Furkan Vakfı ve Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin sosyal medya hesaplarına gönderilen destek…
Daha Fazla
  • Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

    Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Ahirete İman Sayı 31

    Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hiss…
  • Meleklere İman (Sayı 30)

    Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi g…
Yazardan Daha Fazla: Zeynep Karabacak
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Ahirete İman Sayı 31

    Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hiss…
  • Meleklere İman (Sayı 30)

    Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi g…
  • Kitaplara İman (Sayı 29)

    Kâinatı insan için, insanı bir amaç için yaratmış olan Allah Azze ve Celle, insana bir tak…
Kategoriden Daha Fazla: Akaid

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…